DOLANDIRICILIK SUÇU VE NİTELİKLİ HALLERİ

    I-GENEL AÇIKLAMALAR

    Dolandırıcılık suçu TCK’nın 157.maddesinde,nielikli halleri ise 158.maddede düzenlenmiştir.

   Dolandırıcılık suçu , failin hileli davranışlarıyla muhatabı aldatarak onun ya da üçüncü bir kişinin zararına olarak, kendisi ya da bir başkası lehine ise  yarar sağlaması suretiyle oluşur .

   1-Suçun Faili

   Dolandırıcılık suçunun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir. Hileli davranışları gerçekleştiren kişi suçun failidir.

  TCK’nın 167.maddesine göre; Dolandırıcılık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin; üstsoy veya altsoyun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın; aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde fail olan  akraba hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.

    2-Suçun Mağduru

    Suçun maddi konusunu oluşturan malvarlığı değerlerinin sahibi olan kişidir.

    3-Suçun Konusu

   Dolandırıcılık suçunun konusunu malvarlığı değerleridir.Ekonomik bir değer taşıyan taşınır ve taşınmaz malların yanı sıra alacak hakları, fikri haklar da suçun konusunu oluşturabilir.

   4-Suçun maddi unsuru

   TCK’nın 157.maddesi; Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye … cezası verilir.” Şeklindedir.

   Hile, başkasının iradesi üzerinde etki edebilecek yanıltıcı nitelikteki her türlü davranıştır.

  Yargıtaya göre; hangi davranışların hileli olup olmadığı konusunda genel bir kural koymak oldukça zor olmakla birlikte, bu konuda olaysal olarak değerlendirme yapılmalı, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır.

   Dolandırıcılığın varlığı için failin hileli davranışlarıyla muhatabı aldatmış olması gerekir.

  Dolandırıcılık suçlunun oluşması için failin hataya düşürdüğü kişi ya da bir başkası aleyhine olarak, kendisi ya da üçüncü bir kişi lehine haksız bir yarar sağlamış olması gerekir.

   Zararın belli ya da belirlenebilir olması gerekir. Zararın az ya da çok olmasının önemi yoktur.

   5-Suçun manevi unsuru

  Dolandırıcılık suçunun manevi unsuru kasıttır. Kastın mağdurun hataya düşürülmesine ve maddi yarar sağlamaya yönelik olması gerekir. Suçun varlığı için genel kasıt yeterlidir.

   6-Suça teşebbüs

  Failin aldatmaya yönelik hileli davranışlarda bulunmasıyla suçun icra hareketlerine başlanmış olup, yararın elde edilmesiyle de suç tamamlanmış olacaktır. Buna karşılık hileli davranışlara başlanmasına rağmen muhatap aldatılamamış ya da aldatılmış olmakla birlikte henüz bir yarar elde edilememiş ise suça teşebbüsten söz edilecektir.

   7- Suça iştirak

  Bu suç açısından suçu iştirak hükümleri açısından herhangi bir özellik yoktur. TCK’da düzenlenen suça iştirake ilişkin bütün haller bu  suç bakımından söz konusu olabilir. Kanunda belirtilen suça ilişkin hareketleri  kısmen de olsa birlikte  gerçekleştiren kişiler suçun faili olarak birlikte sorumlu olacaklardır.

   II-SUÇUN NİTELİKLİ HALLERİ

    1-Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi (TCK .md.158/1-a)

   Bu ağırlatıcı nedenin amacı kişilerin inançlarının aldatma aracı olarak kullanılmasının önlenmesidir. Örneğin  üfürükçülük, muskacılık, büyü çıkarma gibi bahanelerle kişilerin aldatılması halinde bu nitelikli halin uygulanması söz konusu olacaktır.( “…Sanığın, “T.C Diyanet i.b Yardım Vakfı” şeklinde kaşe düzenletip, kırtasiyeden temin ettiği para makbuzlarını bahse konu kaşe ile kaşelediği, daha sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı adına, ihtiyaç sahibi kişilere ramazan paketi hazırlamak amacıyla yardım topladığını beyanla mağdurlardan paralar aldığı iddia ve kabul edilen somut olayda; “T.C Diyanet i.b Yardım Vakfı” adında bir vakfın bulunmaması ve sanığın eylemi sırasında dini inanç ve duyguları istismar etmesi karşısında, sanığın mağdurlara yönelik eylemlerin aynı anda ve tek bir fiil ile gerçekleştirilmemesi nedeniyle mağdur sayısınca TCK’nin 158/1-a maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek hüküm kurulması.. “ Yargıtay 11. Ceza Dairesi         2021/17596 E.  ,  2022/14475 K.)

   2-Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi (TCK.md.158/1-b)

  Kanun gerekçesinde de belirtildiği üzere bu koşullardaki bir kişinin olayları gerçekçi değerlendirip, araştırma yapma imkanı sınırlı olduğundan ikna edilmesi ve aldatılması daha kolaydır.

  Kişinin zor durumda olması hastalık, yaralanma gibi kişisel nedenler; iflas etmek, aşırı borçlanmak gibi ekonomik nedenler olabileceği gibi sosyal olaylar, doğal afetler de olabilir. (“…TCK’nin 158/1-b bendinde düzenlenen dolandırıcılık suçunda kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlar, başkalarına güven duymaya, sığınmaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Zor ve tehlikeli durumda olduğunu söyleyerek menfaat sağlanması, acıma ve yardım duygularının kötüye kullanılması suretiyle suçun işlenmesindeki kolaylık nedeniyle bu hâl ağırlaştırıcı neden sayılmıştır. Tehlikeli durumun gerçekte var olmadığı halde mağdurun buna inandırılmış olması nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Yalanda olsa mağdur gerçekte düşmüş olabileceği tehlikeli durum veya zor şartlar içine düşmekte ve o durumun gerektirdiği ruhsal ve psikolojik tepkilerle hareket etmektedir.
Somut olayda katılanın içinde bulunduğu durumun, tehlikeli durum ve zor şartlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak, sanıkların birlikte hareket ederek katılandan hile ile temin edilen senetleri borçlu olmadığı halde katılan aleyhine icra takibine konu etmeleri eyleminin, TCK’nin 158/1-d maddesinde tanımlanan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin TCK’nin 158/1-b maddesi gereğince sanıkların mahkumiyetine hükmedilmiş ise de cezanın değişmeyeceği gözetilerek sonuca etkili görülmediğinden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır… “(Yargıtay 11. Ceza Dairesi         2021/17360 E.  ,  2022/12413 K.)

    3-Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi (TCK .nd.158/1-c)

   Algılama yeteneğini zayıflatan nedenler yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, ilerlemiş yaşlılık, gibi nedenler olabilir. Algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda tereddüt edilmesi halinde uzman bilirkişiden örneğin adli tıp doktorundan rapor alınmalıdır. (“..Sanığın, katılanın üç aylık yaşlılık maaşını PTT’den alarak çıktığı sırada yanına gelerek sana yardım edeceğim diyerek cebinden Amerikan Doları çıkardığı ve katılana “bende dolar var ben bunları bozdurayım sen elindeki parayı bana ver doları bozdurup geleyim” diyerek katılanın 295 TL’sini aldığı, katılanın alınan Adli Tıp raporuna göre algılama yeteneğinin zayıfladığı, sanığın bu durumdan yararlanarak menfaat temin ettiği,sanığın bu suretle kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ve tanık beyanları, rapor ve tüm dosya kapsamına göre mahkemenin mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir….”(Yargıtay 15. Ceza Dairesi         2017/13921 E.  ,  2020/1038 K.)

   4- Suçun Kamu Kurum ve Kuruluşlarının, Kamu Meslek Kuruluşlarının, Siyasi Parti, Vakıf veya Dernek Tüzel Kişiliklerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle İşlenmesi (TCK.md.158/1-d)

     Bu nitelikli hal ile sayılan tüzel kişiliklerin kamusal niteliğine duyulan güvenin korunması amaçlanmıştır.

    Aldatıcı davranışların varlığı için sadece bu kuruluşların adlarının kullanılmış olması yeterli değildir. Bunlara ait kimlik, üniforma, belge, simge gibi maddi varlıkların kullanılmış olması gerekir. Örneğin bankanın maddi varlığına ait çekin kullanılması suretiyle dolandırıcılık yapılması.

    Her bir olayda dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanılan tüzel kişiliğin kamu kurum ve kuruluşu niteliğinde olup olmadığının öncelikle tespit edilmesi gerekir.

   “Kamu meslek kuruluşları”  Anayasa’nın 135.maddesinde tanımlamıştır. Örneğin Türkiye Barolar Birliği,Türk Tabipler Birliği gibi

  Somut olayda araç olarak kullanılan siyasi parti, vakıf ve derneklerin gerçekte  var olup olmadıkları, tüzel kişiliklerinin devam edip etmediği de araştırılıp belirlendkten sonra değerlendirme yapılmalıdır.

   (“.. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müşteki …’e ait nüfus cüzdanı üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak oluşturduğu resmi belgeyle … Ziraat Bankası Şubesine müracaat edip, müşteki adına yatırılan doğrudan gelir desteği bedeli toplam 340 TL parayı çektiği olayda banka aracı kılınarak dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır..” (Kapatılan)Yargıtay 15. Ceza Dairesi    2011/17182 E.  ,  2012/42999 K.)

   5-Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenmesi (TCK .md.158/1-e)

  Dolandırıcılığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenmesinin önlenmesi amacıyla böyle bir düzenleme yapılmıştır. İlgili kurum ya da kuruluşun maddi yönden zarara uğraması gerekir. Sahte olarak düzenlenmiş belgeleri ibraz ederek Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan maaş, Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan eğitim bursu alınması buna örnek verilebilir.(“…TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.

    Somut olayda; … Merkez, …postanelerinde posta dağıtıcısı ve personeli olan temyize gelmeyen sanıklardan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …,… ve …’in yakınlarını tedavi yardım beyannamesinde beyan ettiği ve sanıkların bu yakınları için sağlık karneleri aldıkları, çeşitli sağlık harcamaları nedeniyle haksız ödeme yapılmasını sağladıklarından bahisle SGK zararına dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları amacıyla kamu davası açıldığı, eylemleri nedeniyle sanıkların çalıştığı kurumun mevzuatı çerçevesinde sağlık yardımlarından yararlanma ve sağlık karnesi düzenlenirken kanunun açıkça yükümlendirdiği halde bizzat sanıklarca kendi ve yakınlarının durumlarını dosdoğru bildirme yükümlüğüne aykırı davranarak bakmakla yükümlü olduklarından bahisle memura yalan beyanda bulundukları anlaşıldığından eylemlerine uyan TCK’nın 206/1. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği, sanıklardan … PİM Müdürü olan …’ın Müdür Yardımcısı olan … ve …’ın, Yahyalı … Merkez Müdürü olan …’ın, … … Merkez Müdürü olan … hakkında da; personel tarafından verilen tedavi yardım beyannamelerini mevzuat gereğince kontrol etmeyerek ilgililerin kurumdan usulsüz sağlık hizmeti almasına neden olduklarından bahisle, yine sanıklar … … Başmüdürlüğü Sağlık ve Sosyal İlişkiler Müdürlüğünde suç tarihinde Şef olarak çalışan … ve aynı birimde memur olarak çalışan … hakkında da; personel tarafından verilen tedavi yardım beyannamelerini mevzuat gereğince kontrol etmeyerek ilgililerin kurumdan usulsüz sağlık hizmeti almasına neden olduklarından bahisle kamu kurumu olan SGK zararına dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları amacıyla kamu davası açılmış ise de; posta dağıtıcı ve personeli olan sanıklarla ilgili hususlar nedeniyle bu sanıkların eylemlerindeki kasıtlarına ortak olmalarının olayın doğal akışı içerisinde ve hayatın olağan cereyan tarzına aykırı olduğundan, bu sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurları bakımından oluşmadığından beraatlarına yönelik mahkemenin kabulün de bir isabetsizlik görülmemiştir…” (Kapatılan)Yargıtay 15. Ceza Dairesi         2012/18399 E.  ,  2013/17822 K.)

  6- Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi (TCK .md.158/1-f)

   Genel olarak bilişim sistemi, bilgileri otomotik olarak işleyen sistem olarak tanımlanabilir.123 Bu nitelikli halin uygulanması için faille mağdurun yüzyüze gelmeden, bilişim sisteminin hile aracı olarak kullanılması gerekir.(“… Sanığın, “sahibinden.com” isimli internet sitesine kiralık yazlık ilanı verdiği, katılan …’nın ilanda yazılı olan telefonu arayarak, sanıkla Bodrum’da bulunan evi günlüğü 150 TL’den onbeş günlüğüne kiralayacağı konusunda anlaştığı, katılanın sanığın bildirdiği hesaba kapora olarak 200 TL yolladığı; “sahibinden.com” isimli internet sitesine satılık araç ilanı verdiği, katılan …’ın ilanda yazılı olan telefonu arayarak, sanıkla aracı 25.000 TL’ye satın alacağı konusunda anlaştığı, katılanın sanığın bildirdiği hesaba kapora olarak 500 TL para yolladığı, sanığın sonrasında aracı Alaplı’ya getireceğini söyleyerek önce 500 TL sonrasında yol parası olarak 250 TL istediği, katılanın bu şekilde iki kez daha para yolladığı; “sahibinden.com” isimli internet sitesine satılık araç ilanı verdiği, katılan …’un ilanda yazılı olan telefonu arayarak, sanıkla aracı 30.000 TL’ye satın alacağı konusunda anlaştığı, katılanın sanığın bildirdiği hesaba kapora olarak 175 TL para yolladığı; “sahibinden.com” isimli internet sitesine satılık araç ilanı verdiği, katılan …’ın ilanda yazılı olan telefonu arayarak, sanıkla aracı satın alacağı konusunda anlaştığı, katılanın sanığın bildirdiği hesaba kapora olarak 200 TL para yolladığı; “sahibinden.com” isimli internet sitesine satılık araç ilanı verdiği, katılan …’nın ilanda yazılı olan telefonu arayarak, sanıkla aracı satın alacağı konusunda anlaştığı, sanığın 1.300 TL kapora istediği, katılanın sanığın bildirdiği hesaba kapora olarak 500 TL ve 800 TL para yolladığı ve sonrasında katılanların sanığa ulaşamadıkları; bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olaylarda; sanık savunması, katılan beyanları, havale örnekleri, banka yazı cevabı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi         2018/2827 E.  ,  2019/744 K.)

   Diğer ağırlatıcı neden, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasıdır. Nitelikli halin uygulanması için banka ya da kredi kurumunun ödeme işlemlerinde araç olarak kullanılması yeterli değildir.Banka ve kredi kurumunun araç olarak kullanıldığının kabul edilebilmesi için bunlara ait hesap cüzdanı, belge, banka kartı, çek defteri gibi maddi varlıkların kullanılmış olması gerekmektedir.(“…Dolandırıcılık suçunun, bankanın maddi varlığı olan ve banka tarafından düzenlenen kredi kartı hesap ekstresinde tahrifat yapılarak kullanılmış olması nedeniyle 158/1.f-son maddesinde düzenlenen ”Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturabileceği ve bu suçlara ilişkin davaya bakma, delilleri takdir etme ve tartışmasının üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesinin görevine gireceği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması..” (Yargıtay 23. Ceza Dairesi         2015/5181 E.  ,  2016/883 K.)

    7- Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi (TCK .md.158/1-g)

   Aldatıcı bilgilerin basın yayın aracılığıyla duyurulması, yanıltıcı reklam ve bilgi verilmesi bu suretle dolandırıcılık suçunun işlenmesi halinde bu nitelikli hal uygulanacaktır. (“…Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır. Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler.Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu,şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir.

   Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu,hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.

   Sanığın, Akşam gazetesine verdiği “köşkte çalışacak elaman aranıyor, 850 Dolar” ilanını gören katılan …’ ın işe girebilmek için gazete ilanında irtibat numarası olarak verilen … no’lu telefonu aradığı, sanığın katılana kendisini yalıya götüreceğini bir takım belgelerini de gelirken getirmesini ancak teminat olarak 200TL’yi … Bankası Yenibosna Şubesindeki kendi adına olan hesaba havale etmesini istediği, bu şekilde işe gireceğini sanan katılanın sanığa inanarak 200 TL’yi… Bankası Yenibosna Şubesindeki sanığın hesabına havale ettiği, katılanın belirlenen buluşma yerine istenilen saatte evrakları ile birlikte gidip beklediği halde sanığın gelmediği, katılanın aynı numaraya telefon ederek sorması üzerine sanığın gelmekte olduğunu söyleyerek katılanı oyaladığı, bu arada sanığın bankadaki hesabından katılanın yatırdığı parayı çektiği, katılanın bir daha sanığa ulaşamadığının anlaşıldığı olayda, eyleminin basın yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanarak dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir…”(Yargıtay 15. Ceza Dairesi         2013/3547 E.  ,  2014/19800 K.)

   8-Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenmesi (TCK .md.158/1-h)

   İlk nitelikli hal, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişinin dolandırıcılığı ticari faaliyetleri sırasında işlemesidir. Bunun için failin tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi olması zorunludur. Failin aldatıcı davranışları, adına hareket ettiği şirketin ticari faaliyetleri sırasında işlemesi şarttır.

     Failin tacir olup olmadığı ve adına hareket ettiği tüzel kişiliğin şirket olup olmadığı Türk Ticaret Kanunu’na göre belirlenmelidir. Önemli olan aldatıcı davranışların şirket faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilmesidir.(“… … Dekorasyon Mobilya …Ticaret Ltd. Şti. yetkilisi olan sanık …’nin, katılan … ile iş kurmak üzere görüştüğü, ortaklık kurmak üzere teklifte bulunduğu, kendisine para çekme, para transferi konularında kolaylık göstereceğini söylediği, bu sebeple katılanın sanığa 36.500 TL para verdiği, olayı öğrenen diğer katılanların da aynı şekilde ve amaçla sanık … ile görüşüp sözleşme yaptıkları ve belirli miktarlarda sanık …’ya para ödedikleri, bazı katılanların arazilerinde modern tarım yapmak istediklerini söyleyince sanık …’nın bunun için kredi bulabileceğini söylediği, bu konuda diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği, sanık …’in … Finans Yatırım Turizm Ticaret isimli iş yerinin sahibi olduğu, sanık …’ın ise sanık …’un kızı olup bazı toplantıların onun bürosunda olması yanında bir kısım toplantılara da katıldığı, sanıkların katılanlara yurt dışı menşeili düşük faizli kredi temin edeceklerini söyledikleri, Amerika menşeili Kennedy Vakfından düşük faizli kredi temin etmek üzere teminat adına katılanlardan belli miktarlarda para aldıkları, aradan geçen zaman içinde herhangi bir kredinin temin edilemediği, sanık …’un katılanların arazilerinin bulunduğu Şanlıurfa’ya giderek bir kısım incelemeler yaptığı ancak sanıkların katılanların teminat olarak gösterdikleri toprakların terör bölgesi olması nedeniyle teminat olarak kabul edilmediğini söyleyerek katılanları oyaladıkları iddia ve kabul edilen olayda; sanıkların eylemlerinin TCK’nin 158/1-h maddesinde düzenlenen “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkumiyet hükümleri kurulması..” (Yargıtay 11. Ceza Dairesi   2021/43520 E.  ,  2022/8037 K.)

     Diğer nitelikli hal, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık suçunu işlemiş olmasıdır. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre belirlenmelidir.(“…Sanığın, katılana kendisini … Çorap ve Makine San. Tic. Ltd. Şti.nin ortağı olarak tanıtması, makine alımına ilişkin tüm işlemlerde bu şirkete ait antetli kağıtları kullanılması, katılanın sanık ve temyiz dışı sanık … ile şirkete ait yazıhanede görüşme yapması, sanığın kolluk kuvvetlerine kendisini şirketin yetkilisi olarak tanıttığına dair 03.10.2011 tarihli tutanak ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, ticaret sicili kayıtlarına göre … Çorap ve Makine San. Tic. Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkili temsilcisi olmamasına rağmen bu şirketle fiili bağlantı içerisinde bulunduğu anlaşılmakla, eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 158/1-h maddesinde düzenlenen ” Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle aynı Kanun’un 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması..” (Yargıtay 11. Ceza Dairesi   2021/42848 E.  ,  2022/7721 K.)

     9-Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi (TCK .md.158/1-i)

   Serbest meslek sahibi kişiler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m. 65-66 arasında belirlenmiştir. Avukatlar, muhasebeciler, özel muayanehanelerinde çalışan doktorlar, emlak komisyoncuları gibi kendi işyerlerinde bağımsız olarak mesleklerini yürüten kişiler bu kapsamdadır. Ancak bu kişiler mesleğe giriş ve mesleki faaliyetlerinde tamamen bağımsız değildirler.

    Nitelikli halin uygulanması için failin serbest meslek mensubu olması ya da aldatıcı davranışları mesleği sırasında yapması yeterli değildir. Failin, mesleğin sağladığı güveni kötüye kullanarak aldatıcı davranışlarda bulunmuş olması gerekir.(“… 5237 sayılı TCK’nin 158/1-i bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesinin nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65/2. maddesinde, “serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun’un 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denildiği, aynı Kanun’un 37. maddesinin 4. bendinde ise gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançlarının bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağının belirtildiği, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği, somut olayda galerici olduğu belirtilen sanığın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği ve eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde öngörülen ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması..”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi  2022/2455 E.  ,  2022/6932 K.)

  10-Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi (TCK .md.158/1-j)

  5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre Banka, mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını (m.3/1) ifade eder. Kredi ise aynı Kanun’da (m.48) tanımlanmıştır. Buna göre, kredi dışında kalan örneğin bir hibenin, bankanın karşılıksız verdiği bir burs ya da yardımın alınması için bankanın yanıltılması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.

   Nitelikli halin uygulanması için “banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak ya da sigorta bedelini almak maksadıyla” hareket edilmesi gerektiğinden, failin bu yönde özel kasıtla hareket etmesi gerekir.(“…  Sanığın katılanın kimlik bilgilerine göre düzenlenen ancak kendi fotoğrafını yapıştırıp … Mahallesi Muhtarlığından aldığı nüfus cüzdanı talep belgesiyle … Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek içerik itibarıyla sahte olan nüfus cüzdanını aldığı, bu nüfus cüzdanını kullanarak … Bankası … Şubesine müracaat edip 03.10.2007 tarihinde 5.000 TL kredi kullandığının iddia ve kabul olunduğu olayda, hükümlünün sübut bulan eylemi 5237 sayılı TCK’nin 158/1-d bendinde öngörülen kamu kurumu olan Nüfus Müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanının kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve aynı Kanun’un 158/1-j bendinde öngörülen banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçları kapsamında kaldığı ve somut olayda TCK’nin 158/1-f maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından, mahkemece TCK’nın 158/1-f maddesinin uygulanması suretiyle suç vasfında yanılgıya düşüldüğü….”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi         2021/37436 E.  ,  2021/8115 K.)

     11-Sigorta bedelini almak maksadıyla işlenmesi (TCK .md.158/1-k)

    Düzenlemenin amacı sigorta şirketlerinin zarar görmesini engellemektir. Nitelikli halin uygulanması açısından sigorta şirketinin ya da sigortanın türü önemli değildir. Sigortalı işyerlerinin/aracın yakılması, geminin batırılması,sigortalı evin yakılması gibi örneklerde bu nitelikli hal uygulanacaktır.(“… Sanıkların pert olarak tanımlanan ağır hasarlı otomobili sanık … adına satın aldıktan kısa bir süre sonra kasko poliçesi ile sigorta ettirdikleri ve üzerinde İmdat adlı kişi lehine 12.000 TL’lik rehin tesis ettirdikleri, aracın motor ve şasi numaralarının çalıntı araca transfer edilebileceğinin ihbarı üzerine, polisin aracın incelenmek üzere getirilmesini istemesinden iki gün sonra, bu kez sanık …’nin aracın çalındığı yönünde 01.03.2007 tarihinde şikayette bulunduğu ve 16.03.2007 tarihinde de sigorta bedelini almak için sigorta acentesine başvurduğu olayda; suça konu aracın gerçekten çalınıp çalınmadığının araştırılarak sanıkların Axa isimli sigorta şirketinden … plakalı aracı ihale ile almasına ilişkin belgelerin, hasarlı aracın trafiğe çıkarılacak şekilde hazır edilmesine dair tüm belgelerin (araç muayene belgesi, tescil belgesi vs.) ve suça konu aracın çalıntı ihbarına ilişkin soruşturma evrakının temininin sağlanmasından sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hükümler kurulması…”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi   2021/20856 E.  ,  2021/9291 K.)

     12-Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi (TCK .md.158/1-l)

    Kendisini hakim, savcı gibi adli görevli; polis, asker gibi kolluk görevlisi olarak tanıtarak bu suretle kişilerden menfaat elde edilmesi olaylarının son yıllarda aşırı artış göstermesi nedeniyle bu nitelikli hal kanuna eklenmiştir(“….Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşüncenin, sanık …’nın kendisini Av. Murat Taşdemir olarak tanıtıp Kartal Adliyesi Uzlaşma Bürosundan aradığını belirterek katılan …’a karşı hileli hareketlerde bulunmak suretiyle menfaat temin ettiği olayda, sanığın Kartal Adliyesi Uzlaşma Bürosundan aradığını belirtmiş olması nedeniyle eyleminin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan yerinde görülmeyen İTİRAZIN REDDİNE……”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi      2022/6875 E.  ,  2022/15067 K.)

    13-  Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak işlenmesi (TCK .md.158/2)

      Bu nitelikli halin uygulanması için failin kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan ya da onlar nezdinde hatırı sayıldığını belirterek belli bir işin gördürüleceğini vaad ederek kişileri aldatmış olması gerekmektedir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için öncelikle failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlarla olan ilişkisi nedeniyle belli bir işi yaptırabileceğini ileri sürmesi gerekir. (“…Temyiz dışı sanık …’ün, Antalya Kumlu civarında Turizm Bakanlığına ait bir kamu arazisinin yap işlet devret modeli ile bakanlıktan kiralamak isteyen müştekiye, … isimli Turizm Bakanlığında müsteşar yada müsteşar yardımcısı olarak görev yapan kişinin bu konuda yardımcı olabileceğini ve randevu alabileceğini, 5.000 USD’nin bu iş için gerektiğini söylemesi üzerine …’e ait hesaba 9.000 TL para yatırdığı, … ile görüşmek üzere Ankara’ya gittiğinde bu isimde bir bürokrata ulaşamadığı, bu şekilde sanığın temyiz dışı sanık … ile birlikte dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda, sanığın eyleminin TCK’nin 158/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi…”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi   2021/42849 E.  ,  2022/3804 K.)

     14-TCK 158 ve 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. (TCK .md.158/3)

      Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin söz konusu olması için en az üç kişinin müşterek fail olarak kabul edilmelerini sağlayacak davranışlar içinde bulunmaları gerekir. Yardım eden ya da azmettiren kişiler, nitelikli halin varlığı için gerekli sayıya dahil değildir. (“…Katılan …’ın kendilerini emniyet amiri olarak tanıtan şahıslarca aranıp FETÖ terör örgütü mensuplarınca borçlandırıldığını, konu ile ilgili operasyon yapacaklarını, bankada bulunan 18 bin TL parasını çekip kendilerine teslim etmesi gerektiğini söyledikleri buna inanan katılanın 18 bin TL’ yi …. parkında sanık …’ya teslim ettiği, sanık …’in parayı sanık ….’un talimatı ile sanık …..’e verdiği iddia olunan olayda; sanık … hakkında tefrik kararı verilmesi, diğer sanık ….. hakkında ise beraat kararı verilmiş olması ile olay günü katılanı arayan telefon hattının kime ait olduğu, neredeki baz istasyonundan katılanın arandığının araştırılmamış olması karşısında; eylemin üç veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti bakımından sanık …..hakkında tefrik edilen dosyanın akıbetinin araştırılması, olanağı var ise bu dosya ile birleştirilmesi, katılanı arayan numaranın baz istasyonu ve HTS kayıtlarının araştırılmasının ardından eylemi üç veya daha fazla kişinin gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin ve neticede TCK’nin 158/3. maddenin uygulanıp uygulanmayacağının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması…”(Yargıtay 11. Ceza Dairesi         2022/1947 E.  ,  2022/2296 K.

        III-NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNUN CEZASI

        Dolandırıcılık suçunun;

  1. a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
  2. b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
  3. c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
  4. d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
  5. g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
  6. h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
  7. i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

        Dolandırıcılık suçunun;

  1. e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
  2. f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
  3. j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
  4. k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
  5. l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi hallerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

    GÖREVLİ MAHKEME

   CMK’nın 253/8 maddesi gereğince basit dolandırıcılık suçu uzlaştırmaya tabiidir. Uzlaşmanın sağlanamaması halinde asliye ceza mahkemesine  kamu davası açılacaktır.

    Buna karşılık TCK’nın 158.maddesinde düzenlenen nitelikli  dolandırıcılık suçlarına bakmakla  görevli  mahkeme, 5235 Sayılı Kanun’un 12.maddesi  gereğince ağır ceza mahkemesidir.

× Bize Danışın